“Üstün yetenekli bir çocuğun ebeveyni olmak, heyecanlı oyuncaklarla dolu bir eğlence parkında yaşamaya benzer. Bazen gülümsersiniz. Bazen nefesiniz kesilir bazen çığlık atarsınız. Bazen kahkaha atarsınız. Bazen şaşkınlık ve merakla seyredersiniz. Bazen koltuğunuzda donakalırsınız. Bazen gurur duyarsınız. Bazen oyuncak o kadar sinir bozcudur ki hiçbir şey yapamaz oturup ağlarsınız.”
Carol Strip & Gretchen Hirsch
3 yaşındaki Bade, geç konuşmaya başlamasına rağmen konuşmaya başladığından itibaren olağandışı sözcük dağarcığı ile tam cümlelerle konuşmaya başlamıştır. Konuşurken kelimeleri ayrıştıran küçük ayrıntıların (“sinirli”, “kızgın”, “öfkeli” arasındaki fark gibi) farkındadır. 5 yaşındaki Doğa ailesinin ona kitap okumasından zevk almakta bu süreçte harfleri ve sayıları öğrenmek içinde yüksek bir motivasyona sahiptir. Okuma sırasında ailesine “Bu ne demek?” diye basit bir şekilde sorarak okuyup yazmayı çoktan öğrenmiştir. 10 yaşındaki Ali, tost makinesinin nasıl çalıştığını merak ettiği için sökmüş ve içindeki parçaları tek tek incelemiştir.
Peki bu örnek olaylardan yola çıkacak olursak insanlar neden fark etmezler? Eğitimciler ve ebeveynler bu çocukları nasıl tespit edeceklerini ya da fark edeceklerini bilmezler? Bilenler arasında da fikir ayrılıkları oldukça fazla olmasının nedeni nedir?
Sanırım en önemli soru şu: "Çocuğum üstün yetenekli ne demek?"
Üstün zekanın tanımı konusunda henüz evrensel düzeyde bir uzlaşıya varılmamıştır. Çünkü üstün yetenek psikolojik olduğu kadar sosyolojik de bir kavramdır. Bu kavram toplumdan topluma, coğrafyadan coğrafyaya değişiklik gösterebilir. Temel olarak, genel zihinsel, özel akademik, yaratıcı üretken, liderlik, sanat veya psikomotor alanlardan en az birinde olağanüstü başarı gösteren çocuklar üstün zekalı/ yetenekli olarak tanımlanmıştır. Tanıma bakıldığında basit akademik becerilerin yanında karmaşık becerileri de kapsadığını görüyoruz. Ve bu tanımdan yola çıkarsak çocuğun listelenen alanlardan en az birinde ya da birden fazlasında üstün yetenekli olabileceğini üzerinde durur. Burada bir eleştiri yapmak gerekirse çoğu okul sadece ilk iki gruba (Genel zihinsel beceri ve özel akademik yetenek) odaklanmıştır. Yani üst düzey düşünme, yeni durumlara kolayca uyum sağlayabilme, hızlı ve doğru olarak bilgiye ulaşması genel zihinsel beceriye örnek olarak gösterilebilir. Özel akademik beceri için ise, kullanılacak gerekli bilgileri önemsiz bilgilerden ayırt etme kapasitesine sahip olma, karşılaştığı problemleri çözme sürecinde ileri bilgi ve stratejileri kullanabiliyor olması bu beceri için örnek gösterilebilir. Çocuğun sanat ve spor alanlarındaki durumu yaptıkları çalışmalardaki yaratıcı üretkenlik becerilerini testlerde görmek pek mümkün olmadığı gibi kurumlarda bu süreçle pek ilgilenmezler. (En azından çoğunluğu.)
Ülkemizde üstün yetenekli çocukların tanılanması ise bulundukları il ve ilçelerde bulunan Rehberlik Araştırma Merkezleri (RAM) tarafından yapılmaktadır. Aynı zamanda özel veya devlet/ üniversite hastanelerinde görev yapan psikologlar veya özel klinikleri olan psikolog ya da psikiyatriler tanılama yapmaktadır. Üstün zekalı bireylerin tanılanması ve özel yetenek alanlarının belirlenmesinde kullanılan yöntemler genel itibariyle bireysel ve gurup tarama testleri şeklindedir. Ancak günümüzde üstün zekalılığın tanılanmasında ağırlıklı olarak bireysel zekâ testlerinden alınan puanlar kullanılmaktadır. Bireysel zekâ testleri olarak ise ülkemize standardizasyonu yapılarak uyarlanan Stanfort-Binet Zekâ Ölçeği 3-6 yaş, Wecsler Zekâ Ölçeği (WISC-IV) ise 6-16 yaş aralığında olan çocuklara uygulanmaktadır (Yakın zamanda uygulayıcı eğitimlerine başlanan ilk yerli zeka ölçeği Anadolu-Sak Zeka Ölçeği de artık uygulanmaya başlanmıştır. Okul öncesi dönemdeki çocukların niceliksel değerlendirilmesinin güçlüğünden dolayı anne – baba gözlemlerinin dikkate alınması, bu döenmdeki üstün yetenekli çocukların tespit edilmesi ve tanılanmasında etkili bir yöntemdir. Günümüzde zekâ testleri ile ölçülen zekâ düzeyi üstün yetenekliliğin tek belirtisi olarak kabul edilemez. Çünkü IQ testleri sadece analitik zekayı ölçer. Ancak üstün yeteneklilik bir ya da birkaç alanda kendini gösterebilir. Yani kullanılan yöntemin yanında tanılama yapılırken; zekanın, genel zihin yeteneği, üst düzey başarı, özel akademik yetenek, yaratıcılık, liderlik ve performansa dayalı sanat yeteneği gibi yönleriyle birlikte dikkate alınması gerekir. Bu nedenle üstün yetenekli çocukları fark edebilmek için onların davranışları üzerinde gözlem yapmaya da ihtiyaç vardır.
Ebeveynlere ve eğitimcilere belirtmek istediğim ise IQ testi asıl resmin bir parçasıdır. Üstün yetenekli olmak IQ testinden alınan puandan daha fazlasıdır. Çocuğunuz davranışları oldukça önemlidir ve yüksek beceri düzeylerinin bir göstergesidir. Benzer IQ puanına sahip olan çocukların kişiliklerinin, ilgilerinin, yeteneklerinin ve mizaçlarının benzemediğine şahit olabilirsiniz. Çocuğunuzun kendi içindeki yeteneği bile önemli düzeyde çeşitlilik gösterir ve çeşitli beceri alanlarında dengesiz bir şekilde geliştiğini gözlemleyebilirsiniz. Örneğin, okumada mükemmel ama okumada zayıf olabilir. Yapbozları çok iyi şekilde birleştirirken sözel gelişimi orta düzeyde olabilir. Kaygılanmayın! Bu tip uyumsuz gelişmesi çok da olağan dışı değildir. Geniş beceri çeşitliliği olan bu çocuğun müfredatının ve sınıf düzeyinin belirlenmesi oldukça önemli olup üstün yetenekli olsa bile bireysel eğitim planına ihtiyacı vardır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder